Yatak Altındaki Canavarlar
Küçükken illaki dolaptaki ya da yatağın altındaki bir canavardan korkmuşsunuzdur. Şahsen ben korktum. Şu anda muhtemelen pek çoğunuz artık korkmuyor. Peki ya size korkularınızın yersiz olmadığını söylesem? Ne yani o kadar şeyi kafanızda kurduğunuzu mu düşündünüz?
İlk olarak şu aralar pek çok kimsenin böyle bir inanışı ya da korkusu yok, ikinci olaraksa korkmanız gereken şey canavarlar değil.
Öncelikle canavarların nereden geldiğini açıklayayım. Ve şimdiden söyleyeyim ne yatağınızın altındaki ne de dolabınızın içindeki canavarları göremezsiniz, tıpkı ailenizin geri kalanı gibi. Çünkü onlara inanmayı bıraktınız, onlarda sizi bıraktı. Neyse konumuza dönelim. Canavarların geldiği özel bir yer yok, aslında pek çok yerden gelebilirler; kapağı kapalı bir tencere, duşa kabin ya da iç çamaşırı çekmeceniz… Çeşitlilik çok.
Şimdi canavarların nasıl oluştuğunu merak ediyor olabilirsiniz. Şöyle ki her canavarın bir insanı vardır fakat bir insanın birden fazla canavarı olabilir. Bu tamamen insanın hayal gücüne bağlı. Kişiye ne kadar çok şey korkunç geliyorsa o kadar çok canavarı olur.
Aslında bu canavarların çok önemli bir görevi var, korkularınızı yenmenizi sağlamak. İşte bu yüzden onlardan korkmanıza gerek yok.
Ve şimdi de asıl korkmanız gereken şeylerden bahsedeyim: Öcüler.
Evet, tabi ki onlar da gerçek. Her neyse gelin sizi biraz olayın özüne indireyim. Şimdi şöyle ki eğer dolap içi canavarlarının dünyasına gidersek burada bir de öcüler var. Fakat canavarların aksine öcüler yetişkinlere de gözükebilirler. Bunlar bazen bir matematik öğretmeni ( örnek amaçlıdır matematik öğretmenlerine lafım yok ), bazen her işini size yaptıran bir iş arkadaşı ya da patron olabilirler.
Canavarların görevi sizi öcülerden korumaktır. Ne kadar az şeyden korkarsanız ya da endişe duyarsanız demek daha doğru olur, öcülerin sizi etkileme ihtimali o kadar azalır. Mesela bazı insanlar vardır hiçbir şeyi kafaya takmazlar, işte bunun gibi bazı kişiler öcülerin dediklerinin boş olduğunu bilirler. Ayrıca söylemeden geçmeyeyim öcüler ya da canavarlar size çok yakın birinin kılığına giremezler; anneniz, babanız, kardeşleriniz gibi. Pekâlâ, sanırım sizi dolap ardındaki dünyayı anlatmanın vakti geldi.
Şey aslında burası bizim dünyamızdan çok farklı değil birkaç şey dışında, birincisi bulutlar yerine pamuk şekerler var ve yağmur yerine kakaolu süt yağıyor. İkincisi su yerine ballı süt içiyorlar. Biraz da canavar ve öcülerin neye benzediğinden bahsedeyim. Öcüler daha çok yeşil ve mavi tonlarda olurken canavarlar kırmızı ya da pembe tonlarda parlak pullu hayvanlardır. Çok cana yakındırlar ve neredeyse tüm dilleri konuşabilirler. Eğer bu dünyaya gidebilecek kadar şanslıysanız bir geçit töreniyle ve sıcacık yemeklerle karşılanırsınız. Yani düşündüğünüzün aksine canavarlar ve öcüler gayet tatlı canlılar.
Şimdi diyeceksiniz ki “O zaman neden bizi korkutuyorlar?” ki bu gayet haklı bir soru. Onların da hayatlarını sürdürebilmeleri için çalışmaları gerek ve işleri bu. Yani şöyle ki başınıza gelen tüm kötü şey ya da kişiler öcü veya canavar değildir. Yani canavarları ve öcüler sizi asıl zorluklara hazırlamak için maaş alırlar. Alan kârlı veren kârlı.
Ve bir gün gerçekten zor bir duruma düştüğünüzde daha önceden sizi gerçekten tehdit altına almayan bir canavar ya da öcü sizi buna hazırlamış olur. Tıpkı ailenizin sizi hayata hazırlamaya çalışması gibi. Sadece daha geniş bir etki alanları vardır. Yani ailenizin aksine bel altından vurmayı iyi bilirler.
Eğer bir gün canavar ve öcüleri gerçeklikten ayırt edebilecek olursanız, tebrikler! Artık hiçbir şeyden korkmanıza veya endişe duymanıza gerek yok. O yüzden şimdi neyden korkuyor ya da endişe duyuyorsanız bunların da hayatınız gibi gelip geçici olduğunu unutmayın ve hayatın tadını çıkarın. Her şeyi dozunda yapmayı da unutmayın, korkularınız gerçek olmasa bile sorumluluklarınız gerçek. Onları aksatmamaya özen gösterin.