Uzun ve boğuk bir uğultu dolanıyor sokaklarda
Hafif bir rüzgâr esiyor etrafımda
Uçuşuyor saçlarım tırmalayıcı bir ahenkle
Kalabalık bir cadde var karşımda
Meşgul insanlarla dolu
Kocaman bir boşluk
Yok hiçbirinin gözlerindeki pırıltı
Programlanmış bir robot gibi
Karanlık iki çift çukur var
Derinlerinde beyaz bir ışık
Çok derinlerinde
Kulaklarında tıkaç var hepsinin
Bağırıp çağırıyorlar birbirlerine
Sitem içinde sözleri
Sarsıyor yerleri, yolları açıyor derin çatlaklar
Kör bir topluluk karşımdaki, asla anlamlandıramayacağım
Görmüyorlar sanki gerçekleri, bağlı görünmez bantlarla sarılı gözleri
Hiç yokmuş gibi
Kocaman bir yolun ortasındayım, boş düşüncelerle
X şeklinde büyük bir yaya geçidi
Tam ortasında ben, tek başıma
Arabaların korna sesleri
Bağrışmalar, kafamın içindeki çığlıklar,
Yiyip bitiriyor son sakinliğimi..
Ebedi bir açlık, asla doymayacak
Gözlerime çarpan araba farları
Acıtıyor gözlerimi ama ağlatacak kadar değil
Zaman yavaş yavaş yavaşlıyor
Duruyor ve donup kalıyor tüm dünya
Dolaşıyor hem beyazların hem siyahların içindeki bir varlık
Görüp görebileceğim en ihtişamlı sahneye şahit oluyorum şu anda
Yaklaşıyor bana o güzel varlık
Kaybediyorum tüm saflığımı merhametimi
Alıp götürüyor hepsini
Uzaklaşıyor o güzel hırsız sahip olduklarımla
Alıp götürüyor onları benden uzaklara
Oynatamadığım bacaklarım çaresizce koşmak istiyor
Yaşama tutunamayan zayıf kalbim istiyor onları geri
Damarlarımda akan kan akıyor tersine
Tıkıyor beni, bozulmuyor bu büyü
Kuru dudaklarımı aralamaya nefes almaya çalışıyorum olmuyor
Söylemek istediklerim sıralanıyor boğazıma
Dur, gitme alma benden onları
Demek en azından çabaladım demek istiyorum
Ama olmuyor başaramıyorum
Gözden kayboluyor siyahlara bürünüyor o beyaz güzel elbise
Hoşça kal diyor bana
Sinsice gülümsüyor ve gidiyor ben elveda bile diyemeden