ASIL ÖNEMLİ OLAN
Kar taneleri hızla evin penceresine düşüyor, cama düşen taneler anında eriyordu. Dışarıdaki fırtınaya rağmen evin içerisi oldukça sıcaktı. Dışarıdan tek katlı sıradan bir ev gibi görünebilirdi ancak nadir de olsa eve rastlayan insanlar bu evin zengin bir beyefendiye ait olduğunu bilirdi. Genç adam, yüksek sınıf bir ailede doğmanın verdiği avantajları kullanarak bu evi köyden yaklaşık on dakikalık bir uzaklıkta yaptırmıştı. Hayatın koşuşturması içinde işlerinin getirdiği yoğun tempodan uzaklaşıp huzur dinlemek adına ara sıra uğradığı bir durak haline gelmişti burası.
Dışarıdaki kar fırtınasının getirdiği soğuktan hiç etkilenmeyen biri yaşıyordu bu evde. Giydiği kıyafetler pahalı ipek kumaşlardan, yediği yemekler dört bir diyardan getirtilmiş leziz yemeklerdendi. Çoğu evde olmayan elektriği kullanabiliyordu, her zaman ihtiyacı olandan fazla yakacak odunu bulunurdu, babasının ona yolladığı paralar evin etrafına dağılmıştı. Hayattaki en değerli şeyin para olduğunu düşünen, parasının çokluğunu görmekten zevk alan biriydi. Kendisini bencil olarak tanımlamazdı ancak dışarıdaki fırtına pek çok kişinin hayatını kaybetmesine neden olurken o, kar tanelerinin doğadaki yeşillerin üzerini beyaz bir örtüyle kaplamasının eşsiz bir manzara olduğunu düşünürdü. Zamanın çoğunu kitaplar okuyarak ve kahvesini yudumlayarak geçirirdi. Elindeki paraları sayar ve daha da zengin olmanın yollarını arardı.
Fırtınanın iyice şiddetlendiği bu günlerde onun için oldukça olağan bir sabaha açtı gözlerini. Pencereden dışarı bir bakış attı. Karlar bir metreyi geçmişti. Genç adam, karlar hızla yere düşerken üşüdüğünü hissetti. Az da olsa sıradan köylülerin hissettiği o soğuğu hissetmişti. Bunun farkında olmak içini korkuyla kapladı ve hemen sobayı yaktı. Ateşe yaklaştı ve alevlerin içindeki korkuyu silmesine izin verdi. Genç adam, etrafa saçılmış paralara baktı ve istemsizce donuk bir tebessüm etti. Yüzündeki soğuk gülümsemeyi sobadan yükselen alevler asla ısıtamayacaktı. En azından genç adam öyle düşünmüştü. Ta ki genç bir çocuk ertesi gün kapısını çalana kadar…
O gün fırtına daha da şiddetlenmiş, üstelik hafiften bir sis etrafı kaplamıştı. Genç adam kapıyı zayıfça tıklatan kişiyi duymamıştı başta. Kısa bir süre sonra zayıf kapı tıklatma sesi güçlenmişti. Genç adam fırtınanın dışarıda bir şeyler devirdiğini düşünmüştü. Daha doğrusu ummuştu. Rahatını bozan bu kişinin gelmesiyle sobanın önündeki sandalyede kitabını okuyan genç adam hazırlık yakalanmıştı.
Genç adam panik halinde kapıya koştu. Bu fırtınada kimin gelmiş olabileceğini düşünmek istemiyordu.
Kapıyı dışarıdaki kişiyi görebilecek kadar araladı. İçerisi kapıyı araladığı yerden anında kar taneleriyle kaplandı. Adam, kapısının önünde ısrarla bekleyen kişinin kim olduğunu çözemeden onu içeri almak zorunda kaldı.
Genç bir çocuk üzerinde yırtılmış ve yamalanmış kıyafetlerle içeri girdi. Uzunca bir süre dışarıda durduğu üzerindeki ince hırkanın donmuş karla kaplanmasından belli oluyordu. Genç çocuk başını örttüğü kapüşonu morarmış elleriyle çıkarıp adamın yüzüne minnettarlık baktı. Yolunu kaybetmiş ve dışarıdaki fırtınada evin bacasından yükselen dumanı görmesi kaybolmuş umutlarını geri bulmasını sağlamıştı. Siyah duman çocuk için onu kurtaracak bir parıltı olmuştu.
Genç adam ısınması için onu sobanın yanına oturttu ve çocuğu bir battaniyeye sardı. Çocuk 14 yaşlarındaydı. Yanakları soğuktan kıpkırmızı olmuş, üzerindeki kıyafetlerle dışarı neden çıktığı bilinmez bir vaziyette, kumral saçlarındaki karlar erimiş bir halde adama hikâyesini üstü kapalı bir şekilde anlatmıştı.
Dediğine göre annesi ve babası onları terk etmişti. Ondan birkaç yaş büyük abisiyle yaşıyordu. Abisi çok çalışıyordu. Bir günde üç işten azar bir miktarda para kazanıyor ancak yine de yetinemiyorlardı. Abisi kardeşinin okula gitmesini istiyordu, çalışmasına izin vermiyordu. Köyden biraz uzakta oturdukları için fırtınadan dolayı birkaç gündür okula gidemiyordu. Genç çocuk bunu abisine yardımcı olmak için bir fırsat olarak görmüştü. Dileğini abisiyle paylaştığında aldığı cevap çok sert olmuş, genç çocuğu derinden yaralamıştı. Abisi çalışmaya gitmeden önce onu evden ayrılmaması için iyice tembihlemesine rağmen, elden ne gelir adı üstüne delikanlılık, genç çocuk onu dinlemeyip abisinin peşinden gitmeye çalışmış ve yolunu kaybetmişti.

